
Gebelik ve Diyabet
Kan şeker düzeyinin yüksekliği ile seyreden diyabet hastalığı sıklığı tüm dünyada hızla artmakta ve yakın gelecekte en önemli sağlık sorunu olmaya adaydır. Gelişmiş ülkelerdeki artış daha belirgindir. Kalıtsal yatkınlık(Genetik), yüksek kalorili ve yağlı beslenme, obezite ve hareketsiz yaşam başlıca sebeplerdir. Hastalık tipine ve hastanın şeker düzeyine göre sadece egzersiz ve diyet ile kontrol altında tutulabileceği gibi, insülin tedavisi de gerekebilir.
Kaç tip diyabet hastalığı vardır?
Temelde insülin hormonuna bağlı (Tip1) olan ve olmayan (Tip2) olmak üzere iki tip diyabet hastalığı vardır. Ancak bazen kan şekeri yüksekliği ilk olarak gebelik sırasında ortaya çıkabilir. Bu tipe, gebeliğe özgü olduğu için, gestasyonel diyabet denir. Günümüzde yaklaşık her 10-15 gebenin bir tanesinde gestasyonel diyabet ortaya çıkmaktadır.
Gestasyonel diyabetin nedeni nedir?
Özellikle 20. gebelik haftasından sonra plasenta tarafından salgılanan bazı hormonlar vücutta insüline karşı direnç meydana gelmesine neden olur. İnsülin, normalde vücut tarafından salgılanan ve kan şekerinin düşmesini sağlayan bir hormondur. Vücutta yeterli insülin üretilmediği veya insüline karşı direnç ortaya çıktığı durumlarda kan şekeri kontrolsüz olarak yükselir ve diyabet durumu ortaya çıkar. İnsülin direnci vücut ağırlığı ile doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla obez olanlar veya gebelik sırasında hızlı kilo alan gebeler gestasyonel diyabet açısından risklidir. Diğer önemli bir risk faktörü de özellikle annenin ailesinde diyabetik kişilerin varlığıdır.
Gestasyonel diyabet tanısı nasıl konur?
Anne adayı yüksek risk gurubunda değilse, şeker taraması 24–28’inci haftalar arasında yapılır. Herhangi bir risk faktörü varsa, tarama gebe ilk muayeneye geldiğinde yapılabilir.
Gestasyonel diyabet tanısı iki aşamalı veya tek aşamalı test şeklinde yapılabilir. Her iki yöntemde de standart miktarda glukoz içeren sıvı içirildikten sonra belli aralarla ölçülen kan şekeri değerinin yüksek çıkması ile tanı konur.
Gestasyonel diyabet için risk faktörleri nelerdir?
Obezite ve ileri anne yaşı, gebelikte hızlı kilo alımı, öncesinde kilolu bebek (>4000g) doğurmuş olmak, ailede diyabetik kişilerin varlığı ve çoğul gebelikler başlıca risk faktörleridir. Bu gebelerde glukoz tarama testi daha erken yapılmalıdır.
Gebelik sırasındaki şeker hastalığının bebeğe zararı var mıdır?
Bu noktada önemli olan diyabetin gebelik öncesinde var olup olmamasıdır. Organ gelişimi gebeliğin ilk 10 haftasında meydana gelmektedir. Bu dönemde anne kan şekerinin yüksek olması bebekte başta damak/dudak yarığı, spina bifida ve doğumsal kalp hastalığı olmak üzere birçok yapısal bozukluğa neden olabilir. Düşük yapma riski de normalden daha yüksektir. Bu nedenle bütün hamilelere önerilen ve gebeliğin 20–23’üncü haftaları arasında, konusunda deneyimli bir uzman tarafından yapılan detaylı ultrasonografinin önemi, bu hamile grubu için çok daha fazladır.
Bahsedilen bu riskler doğrudan kan şekeri kontrolü ile ilişkilidir. Gebelik öncesi ve sırasında kan şekeri normal sınırlar içinde tutulabilen diyabetik anne adayı ve bebeğini bekleyen tehlikeler hasta olmayan bir hamileden farklı değildir.
Gestasyonel diyabet 20 haftadan sonra ortaya çıktığı için bebekte yapısal bozukluğa neden olması beklenmez. Gebeliğin ileri haftalarında kan şekeri yüksekliği bebeğin normalden daha kilolu doğmasına neden olur. Genel olarak 4000g’ın üzerinde doğan bebekler iri bebek (makrozomi) olarak tanımlanır. Bu bebekler normal doğum sırasında annenin vajinasına zarar verebilir, yırtıklara ve doğum sonrası vajina, idrar torbası ve rektumda (kalın bağırsağın son kısmı) sarkma ve gevşekliklere neden olabilir. Ayrıca zor doğuma bağlı olarak bebeğin kendisinde de birtakım hasarlar meydana gelebilir. Bütün bu risklerden dolayı bu bebeklerin sezaryenle doğurtulması gerekebilir.
Bunlara ek olarak yeni doğan sarılığı, solunum sıkıntısı ve yoğun bakım ihtiyacı bu bebeklerde daha fazladır.
Diyabetik annelerin gebelik takibi nasıl yapılır?
Önceden şeker hastası olduğu bilinen gebelerin normal muayeneleri yapıldıktan sonra tüm vücut sistemleri ayrıntılı olarak gözden geçirilmelidir. Göz dibi muayenesi ve nörolojik muayene yapılır. Böbrek fonksiyonları kontrol edilir.
Bu hastaların yüzde 80’inde kontrol sadece diyet ile sağlanabilmektedir. Diyetisyen tarafından annenin yaşı, boy ve kilo gibi vücut özellikleri ile beslenme alışkanlıklarına göre, normalden yüzde 30–35 daha az kalorili, karbonhidrat, yağ ve protein oranları dengelenmiş bir program hazırlanır. Az ve sık beslenmeleri ve glisemik indeksi yüksek besinlerden (örneğin patates, pirinç, pişmiş havuç, üzüm, incir, muz, kavun, karpuz, dut ve hurma) kaçınmaları önerilir. Devam eden süreçte hasta-diyetisyen-hekim iletişimi takip açısından çok önemlidir.
İstenilen kan şekeri düzeyine ulaşamayan anne adaylarına nasıl bir tedavi uygulanır?
Kan şekeri istenilen şekilde kontrol altına alınamayan gebelere insülin başlanır. Gerek sadece diyet yapan, gerekse insülin alan gebelerin kan şekerlerini günlük olarak kendileri ölçüp not etmeleri gerekir. Açlık şekerinin 105, 1. saat tokluk şekerinin 140’ın altında olması hedeflenir. İnsülin tedavisi başlanan hastalarda takip daha sıkı olmalıdır. Çünkü bu tedavi sırasında oluşabilecek ciddi kan şekeri düşmeleri (hipoglisemi) anne ve bebek için hayati tehlikeler oluşturabilir.
Annenin kan şekeri kontrol altına alınamadığı durumlarda gebeliğin ileri haftalarında ani bebek ölümü meydana gelebilir. Bu nedenle bu gebeler daha sık aralıklarla kontrole çağrılır. Kontrollerin her birinde kan şekerli durumu yeniden değerlendirilerek gerekirse insülin tedavisi yeniden düzenlenir. Gebelik ilerledikçe çoğunlukla insülin dozunun arttırılması gerekir. Kan şekeri kontrol altına alınamayan hastaların hastaneye yatırılarak takip edilmesi önerilir.
Diyabetik annelerin bebekleri şeker hastası olarak mı doğuyor?
Hayır, diyabetik annelerin bebekleri şeker hastası olarak doğmayacaktır. Ancak anne karnında iken fetal hücrelerin programlandığını biliyoruz. Bu nedenle bu çocukların ileri yaşta obez olma ihtimalleri daha yüksektir. Ayrıca anne karnında iken bebekte kan şekeri yüksekliğinin insülin salgılayan pankreasa ait beta hücrelerinde hasara neden olabilir. Dolayısı ile bu çocuklarda daha sonraki yıllarda diyabet ortaya çıkabilir. Diyabetin genetik olarak da aile içinde yayılabiliyor olması yatkınlığı daha da artıracaktır. Ancak bütün bu bahsedilen risklerin kan şekeri kontrolü iyi olmayan anneler için geçerli olduğunu, diyabetin kontrol altında olduğu durumda diyabetin yenidoğan bebek için uzun vadede risk oluşturmayacağını unutmamak gerekir.
Gebelikten sonra anneyi bekleyen riskler nelerdir?
Diyabet eğer gebeliğe bağlı olarak ortaya çıkmışsa hemen daima doğumdan sonra kendiliğinden düzelir. Doğumdan 6 hafta sonra, kan şekeri seviyesinin normale döndüğünden emin olmak için özel bir kan glukoz testi yapılabilir. Bununla beraber, gebelikte şeker hastalığı ortaya çıkan kadınların yaklaşık üçte birinde ileri yaşlarda tip 2 diyabet ortaya çıkabilir. Bu riski azaltmak için kişinin yaşam tarzında değişiklik yapması önerilir; kilo vermek, düzenli egzersiz yapmak ve dengeli beslenme başlıca önerilerdir.
Doğum zamanlaması ve şekli nasıl olmalıdır?
Gebelik şekerinde hem anne hem de bebek oluşabilecek sorunları önceden görebilmek için yakın takip edilmelidirler. Bu takibin sıklığı, her vakanın durumuna göre belirlenir. İyi kontrol edilen vakaların doğum zamanlaması, normal gebeliklerden farklı değildir. İri bebeklerde doğum travması riski arttığı için 40 hafta geçmeden doğum başlatılır. Tedavi edilsin veya edilmesin, gebelik şekerinde sezaryen oranları normale göre daha yüksektir. Yine de hastaların yarısından çoğu normal doğum yapabilir. Sezaryen gerektiren en sık neden, iri bebek ve buna bağlı olarak doğum eylemini ilerlememesidir.
Şunu bilinmelidir ki, şeker hastalığı ve gebelik, yüksek riskli olabilecek bir süreçtir. Tüm bu sürecin, konusunda uzman perinatologlar (yüksek riskli doğum uzmanları) tarafından takibi gereklidir. Ancak bu şekilde anne ve bebekte en az sorunla gebelik sonuçlandırılır.